Ana Sayfa Ürünlerimiz(produce) Üretim(production) İltşm(communication) fuar resimleri

 

 

 

Ana Sayfa

faydalı bilgiler



Menenjit Aşısı

















 

Menenjit ciddi bir çocukluk hastalığıdır. Bir enfeksiyon hastalığı olarak bulaşıcı niteliği vardır.


Bir çok enfeksiyon ajanı menenjite yol açabilir. Bunlar arasında virüsler, bakteriler, mantar ve parazitler sayılabilir.


Bakteriyel menenjitler diğer menenjit tipleri arasında en ciddi seyirli olanlarıdır. H. influenzae tip b bakterisi (Hib) ise tüm dünyada bakteriyel menenjit etkenlerinin en önde gelen nedenidir.


Bazı menenjit etkenlerinin aşısı vardır. Bunlardan en önemlisi Hib'dir. Bu nedenle menenjite yol açabilecek birçok mikrop olmasına rağmen, menenjit aşısı genellikle Hib aşısı olarak bilinir.


Hib Nedir?


Hib bütün dünyada yaygın görülen bir bakteri türüdür. En çok süt çocuklarında (6-18 ay) hastalık yapar. Tüm yaşlarda görülmekle birlikte özellikle 5 yaş altında en sık çocukluk hastalığı etkenlerindendir.


Hib, bütün dünyada bakteriyel menenjitin 1 numaralı etkenidir. Hib, menenjit dışında başka ciddi hastalıklara da yol açabilir ve çocuklarda zatürre, kana mikrop karışması (sepsis), yutak iltihabı, eklem ve kemik iltihapları gibi ağır hastalıkların en önemli etkenlerindendir.


Hib nasıl bulaşır?


Hib, menenjit veya diğer ciddi hastalıklara yol açmadan önce kişinin boğazına yerleşir, buradan vücudun hastalık yapacağı bölgelerine yayılır ve bu bölgelerde hastalık yapar.


Hasta çocukların solunum salgıları yoluyla ( havadaki tükürük damlacıkları, hasta çocukların burun- ağız akıntıları gibi) başka çocuklara bulaşır.


Hasta olan kişilerin hastalığı bulaştırma riski okul, kreş ve ev içi bireylerinde çok daha yüksektir.


Menenjit Nedir?


Menenjit beyin zarlarının iltihabıdır. Beyin dokusu ile kafa kemiği arasında üç tane ince beyin zarı vardır. Menenjit özellikle beyne yakın ilk iki zarın ortak iltihaplanmasına verilen addır. Ancak bu zarlar beyinle çok yakın temasta oldukları için buradaki iltihap aynı zamanda komşu beyin dokusu iltihabı bulgularına da yol açar. Bu nedenle menenjit bir çeşit beyin enfeksiyonudur denilebilir.


Menenjit bulguları nelerdir?


Menenjtin birçok bulgusu olabilir. Genel bir üst solunum yolu enfeksiyonu tablosuna ( ateş, öksürük, kırgınlık, nezle vb) ek olarak;


  • başağrısı

  • kusma

  • şuur bozukluğu

  • genel durum bozukluğu varsa, menenjitten şüphelenilmesi ve acil doktor değerlendirmesi gereklidir.

    Menenjit ciddi bir hastalık mıdır?


    Dünyanın en iyi sağlık merkezlerinde bile %20 'ye varan oranlarda ölüm riski vardır.


    Yaşayan olgularda, kalıcı beyin özürü (zeka düşüklüğü, sağırlık, konuşma bozukluğu, yürüme ve diğer hareket bozukluğu gibi) olma ihtimali % 30' a varan oranlarda görülebilir.


    Hangi mikroplar menenjit yapar?


    Çok nadiren enfeksiyon dışı nedenler de menenjit yapabilmesine rağmen , menenjit esas olarak bir enfeksiyon hastalığıdır ve değişik mikroplar tarafından oluşturulur.


    Çok sayıda ve çeşitli mikrop, menenjite yol açabilir. Bunlar arasında virüsler ( Yüzlerce değişik virüs menenjit yapabilir.) bakteriler (özellikle Hib, pnömokok, meningokok olmak üzere birçok bakteri), mantarlar, parazitler sayılabilir.


    Virüsler en sık ve nispeten daha hafif seyirli menenjit etkenleridir. Bakteriler ve verem en ağır seyirli ve hasar bırakma riski daha yüksek olan menenjit etkenleridir.


    Menenjit aşıyla önlenebilir bir hastalık mıdır?


    Bazı menenjit etkenlerinin aşısı vardır. Kabakulak aşısı, bir virüs olan kabakulak menenjitinden; verem aşısı, verem menenjitinden korur.


    Kızamık, kızamıkçık, su çiceği gibi nadir de olsa menenjit etkeni de olabilen virüslerin yol açtığı menenjitler, söz konusu aşılarla önlenebilir.


    Ancak aşının koruma sağladığı bakteriyel menenjit etkenlerinin en önemlisi Hib'dir. Hib aşısı, uygun zaman ve dozlarda kullanıldığında, Hib menenjitlerini neredeyse tamamen önler.


    Hib aşısı, aynı zamanda menenjit dışındaki ciddi Hib hastalıklarından (zatürre, sepsis, kemik eklem iltihapları gibi) korunmayı sağlar.


    Hib aşısı güvenli midir?


    Aslında bütün aşılar dünyada mevcut ilaçlar arasında en güvenli tıbbi ürünlerdendir. Aşıların geliştirilme ve uygulanmasında Dünya Sağlık Örgütü tarafından son derece sıkı denentlenen etkinlik ve güvenilirlik testleri yapılır.


    Yan etkisi olmayan aşı veya ilaç yoktur. Ancak aşıların yan etkileri genellikle önemsiz derecededir. Bu yan etkiler genellikle aşı yerinde kızarıklık, ağrı, hafif-orta ateş, huzursuzluk şeklindedir. Daha ciddi yan etkiler çok nadir oranlardadır.


    Hib aşısı etkili midir?


    Hib aşısı uygun zaman ve dozlarda uygulandığı takdirde Hib menenjitini %95 ve daha yüksek oranlarda önler.


    Ancak şunu unutmamak gerekir ki; Hib aşısı sadece Hib'in oluşturduğu menenjit ve diğer hastlıklardan korur. Örneğin, Hib aşısı Hib menenjitini önlerken, kabakulak virüsünün oluşturduğu menenjite karşı etkisizdir.


    Hib aşısı kimlere uygulanır?


    Hib aşısı 5 yaş altındaki bütün sağlıklı çocuklara, ikinci aydan itibaren belli aralıklarla toplam 4 defa uygulanır.


    Bunun dışında, sık ve tekrarlayan ciddi hastalık riski olan bütün çocuklara, yaş grubuna bakmaksızın doktorun uygun görmesiyle de yapılabilir.


    Hib aşısı ne zaman ve kaç defa uygulanır?


    Hib aşısının ilk dozu 2 ayı bitirmiş çocuklara yapılır, daha sonra 4. ve 6. aylarda 2 doz, 15-18. aylar arasında da pekiştirme dozu olmak üzere uygulanır.


    7 ila 14 ay arasında daha önce hiç Hib aşısı yapılmadıysa, doktorun önerisine göre toplam 2 veya 3 doz yapılır.


    15. aydan sonra 5 yaşa kadar tek doz uygulanır.


    Eğer çocukta enfeksiyon hastalıkları yönünden ek bir risk faktörü yoksa 5 yaştan sonra Hib aşısı uygulanmaz.






  • Bebeğinizin Besin İhtiyaçları Nelerdir?

    Çocuğun yetişkinlere nazaran daha fazla gıdaya ihtiyacı vardır. (Orantı olarak) yani daha fazla kaloriye ihtiyacı vardır. Yedikleri ile harcadıklarını dengelemek zorundadır. Emmek, bağırmak, ağlamak aldığı kalorinin %25’ini teşkil eder. Bu ihtiyaç her geçen gün artar. Bünyesinin çalışması için hayatının ilk 20 yılında çok kaloriye ihtiyacı olacaktır(Büyüme hayatın ilk aylarında inanılmayacak kadar fazladır) 5 ay içinde bebek kilosunu doğumundakine göre iki katına çıkartır, bir yılda ise üç katına çıkartır. Ancak bünyeye yalnızca, belirli miktarda kalori vermek yetmez. Bu kalorilerin çeşitli besin maddelerinden gelmesi gerekmektedir. Bunun sebebini şimdi daha iyi anlayacaksınız. Sebzeler genellikle vitamin içerirler. Ama kimi sebzede daha çok A vitamini, kimisinde ise demir vardır. Yani her gün biftek ve ıspanak yiyen bir çocuk protein ve demir alır ama gerekli olan bir çok maddeden de mahrum kalır. İdeal bir gıda rejimi yoktur. Önemli olan çocuğa çok çeşitli ve dengeli yemekler sunmaktır. Yapılacak en iyi şey mevsime göre haftalık bir plan hazırlamaktır.





    Örneğin 1 yaşındaki bebek akşamları bir çorba ve bir tatlı yiyebilir. Gıdasını dengelemek istiyorsanız bu çorbanın cinsini öğlen yediği yemeğe göre ayarlamalısınız. Öğlen patates veya pilav yediyse akşam sebze çorbası yiyecektir. Çocuğun doyması için de yanına krem karamel ilave edersiniz. Örneğin: Öğlen ıspanak yediyse akşam erik kompostosu verilmemelidir, bu bağırsakları yumuşatır. Veya öğlen yumurta yediyse, akşam krem karamel vermek hatalı olur. Aynı öğünde hem patates hem pilav fazla nişastalı bir yemek olur. Sebze çorbası arkasından meyve kompostosu ise çok lifli bir yemek olur.


    Çocuk okula veya kreşe gidiyorsa, orada asılı olan haftalık okul menüsüne bakın ve akşam yemeğini buna göre ayarlayın.





    Sabah kahvaltısına önem verin..


    2 yaşından itibaren çocuğa iyi hazırlanmış güzel bir kahvaltı verin. Bazı çocuklar ya hiç yemeden ya da acele acele bir şeyler atıştırıp okula giderler. Halbuki 10-12 saatlik bir açlık döneminden sonra vücudun bir enerjiye ihtiyacı vardır. Kahvaltı edilmez ise güne iyi başlanamaz ve saat 11 civarında herkesin bildiği ani yorgunluk ortaya çıkar.


    Sabah kahvaltısı yetişkinler için gereklidir. Ama çocuk için çok daha fazla gereklidir. Büyümekte olan çocuğun protein, şeker, vitamin ihtiyacı çok daha fazladır.


    Almanya ve İngiltere’de olduğu gibi sosisli, jambonlu, yumurtalı bir kahvaltı olmasa da iyi bir kahvaltıda şunlar bulunmalıdır:


     


  • Sütlü maddeler: Süt veya çocuk süt istemiyorsa kalsiyum ihtiyacını karşılayacak peynir,yoğurt vs.

  • Tahıllar: Ekmek veya tahıl içeren hazır kahvaltılar(Corn flakes,müsli gibi)

  • Meyve veya meyve suyu

  • Tereyağı,bal veya reçel

    Eğer çocuk yuvaya gidiyorsa ve yeterince kahvaltı etmemişse yanına yiyecek bir şeyler verin.




  • Besinlerin Özellikleri

    UNLAR



    Tahılların tanelerinin öğütülmesi ile elde edilen unlar, (buğday, arpa, çavdar, yulaf, pirinç,mısır) nişasta denilen bir tür şekerden oluşurlar. Nişasta, iki aylıktan küçük olan bebeklerin sindirim sistemlerine uygun değildir.


    Piyasada çok çeşitli unlar vardır: Suda eriyenler, sütlü ve sütsüz olanlar şekerli ve şekersiz olanlar, kakaolular vs. Sütlü unlar anneler için çok pratiktir.



    Glüten tahıllarda bulunan bir proteindir. Buğday, arpa, yulaf ve çavdarda bulunur, pirinç ve mısırda yoktur. Bazı bebeklerin sindirim sistemi glütene karşı tahammülsüzdür. Bu, çocukta büyüme bozukluğuna kadar gidebilecek sorunlara neden olabilir. Risk almamak için, bebek beş aylık oluncaya kadar glütensiz unların kullanılması tavsiye edilir.



    Senelerce bebeklere un verildi ama son zamanlarda unları azaltma hatta hiç vermeme eğilimi ortaya çıktı. Unların en büyük mahsuru, şekere dönüşmüş kalori vermeleridir. Bu şekerlerin büyük bir bölümü vücutta depolanıp kilo aldırır ve gerçek bir yarar sağlamaz.


    Çocuğunuza unlu mama vereceksiniz, yavaş yavaş başlatın : bebek üç aylık olunca basit ve glütensiz bir un seçin. Biberonuna önce bir kahve kaşığı un katın, sonra iki, daha sonra da üçe çıkartın. Çocuk altı aylık olunca, sütü koyu bir muhallebi haline gelecek ve kaşıkla verilebilecektir.


    SEBZELER


    Sebzeler bol miktarda vitamin ve madeni tuz içerirler. Bebeğe sebze dördüncü ve beşinci ayında püre veya çorba şeklinde verilir.


    Klasik sebze çorbası, pırasa, havuç, patates ve birkaç salata yaprağı ile yapılır. Sebzeye havuç püresiyle başlayın. Sonra ıspanağı deneyin ama ıspanağın bağırsakları yumuşattığını unutmayın. Son zamanlarda brokoli de çok kullanılıyor. Bu sebzede çok vitamin vardır, hem de görünüşü çok güzeldir. Yeşil fasulyenin ishal yaptığı bilinmelidir.


    Patates püresi , bebekler beş, altı aylık oldukları zaman verilir. Bazı anneler patates püresine başka sebzeler katıp, tadını bozarlar. Çocuklar patates püresine bayılırlar onları bu zevkten yoksun bırakmayın.




    Çocuğa en çok verilen sebzedir, çok faydalıdır ve çeşitli şekillerde kullanılabilir. Bebeklerin midesi tarafından çok iyi kabul edildiği için, verilen ilk sebzedir. Daha büyük çocuklara havuç, çiğ olarak verilir.


    Havuç, A vitamine dönüşen karoten maddesi içerir. Havuç bebeklerin tenine, özellikle yüz ve avuç içine turuncumsu bir renk verir ama bu çabucak geçer. Havucun ishal durdurucu özelliği vardır.


    Havuç çorbasının tarifi şöyledir: 500 gr. havuç yıkanır, soyulur, halka halka doğranır. Bir litre suda, hafif ateşte yumuşayıncaya kadar pişirilir. Düdüklü tencerede ise 10 dakika pişirmek yeterli olur. Bunu mikserden geçirin ve bir litreyi tamamlayana kadar su ve 2-3 gram tuz koyun. Çocuğa büyük delikli biberonla içirin ve 24 saat içinde tüketin. (Bu süre içinde de buzdolabında koruyun, kullanmadan önce çalkalayın.)




    Bu sebze, nişasta ve madeni tuzlar (%20) içerir. Bebeğin beslenmesinde patates önemli bir yer tutar, kalori değeri dışında iki yararı daha vardır.


    - Sıvı gıdalardan katı yemeklere geçiş yaparken çok büyük kolaylık sağlar çünkü sıvı, yarı sıvı ve katı hale girer.


    - Et, balık, yumurta, sebzeler çocuğa tanıdığı ve sevdiği patates püresine katılarak, verilirse alışması daha kolay olur.


    Çocuk 10-11 aylık olunca patates kızartması yiyebilir ve bunu çok sever. Kızartılmış olması kalori miktarını oldukça arttırır: 100 gram haşlanmış patateste 85 kalori vardır. Ama 100 gram kızarmış patateste 400 kalori vardır. Bunun için patates kızartması ara sıra verilmelidir ve mümkün olduğu kadar az yağlı, yumuşak ve az tuzlu olarak hazırlanmalıdır.



    Bebekler lahanayı pek sevmezler ayrıca lahananın hazmı zordur. Çocuk 3-4 yaşına gelmedikçe lahana verilmemelidir. Baklagiller, mercimek, kuru fasulye protein ve madeni tuzlar açısından çok zengindir(fosfor,demir) Ama hazımları zordur. Bu yüzden en erken 18 ayda verilmelidir. Sebze çorbalarına az miktarlarda katılarak, çocuk, yavaş yavaş alıştırılmalıdır.



    Çocuklar kırmızı pancarı severler. Bebekler 5-6 aylık olunca rendelenmiş olarak veya sebze çorbasına katılarak verilir.


    Not:Pişmiş sebzeler soğukta saklanmazlarsa bozulurlar. Zaten pişmelerinden itibaren 24 saat içinde tüketilmeleri gerekir.


    Havuç yiyen çocuğun dışkısında küçük parçalar olması, ıspanak yiyen çocuğun dışkısının yeşil olması ve pancar yiyen çocuğun çiş ve dışkısının olması gayet normaldir.


    Sebzeler pişme esnasında, vitaminlerinin bir bölümünü kaybederler. Bazı önlemlerle bu vitamin kaybı önlenebilir:








  • Glüten İçermeyen Unlar

  • Miktarlar

  • Havuç

  • Patates

  • Lahana

  • Kırmızı Pancarlar

  • Sebzeler yıkanırken suda uzun süre bekletilmemelidir.

  • Çok az kaynar suda mümkün olduğu kadar kısa sürede pişirilmelidir.

  • Patates kabuğu ile pişirilirse daha az vitamin kaybeder ama kabuk yedirilmemelidir. İlaçlı olabilir.

  • Sebzeler çocuklara yalnız vitamin sağlamakla kalmazlar, aynı zamanda içerdikleri selüloz sayesinde bağırsakların düzenli çalışmasında da önemli bir rol oynarlar.

  • Taze sebzelerin yanı sıra konserve ve dondurulmuş sebzelerde kullanılabilir. Bunlar güvenilir, kullanımı kolay, ekonomik ürünlerdir.

    MEYVELER


    Meyve, en önemli C vitamini kaynağımızdır ve çocuğun beslenmesinde önemli bir rol oynar. Meyve bebeklere erken yaşlarda verilebilir. Olgun olmak şartıyla, hemen hemen bütün meyveler verilebilir ama ilk olarak verilebilecek olanlar portakal, muz ve elmadır.



    C vitamini açısından çok zengin olduğu için, eskiden, biberonla beslenen bebeklere portakal suyu verilirdi, ama artık hazır satılan bebek sütlerine C vitamini ilave edilmektedir. Yine de, bebek kabul ediyorsa, ona portakal suyu verin. Yeni bir tat keşfedilmiş olur hem de kaşıkla tanışır. Ona bir kahve kaşığı portakal suyu biraz su ile karıştırılıp, gerekirse biraz şeker de katılarak verilir. Yavaş yavaş su miktarı azaltılır, portakal suyu arttırılır, sonunda hiç su konulmaz.




    Nişasta açısında çok zengindir (%20). Olgunlaşmamış muzda, saf nişasta bulunur ve bu yüzden hazmı çok güçtür. Olgunlaşmış muzda ise nişasta basit türden bir şekere dönüşür ve hazmı daha kolay olur.


    Muz, bebeklere 6-7 aylıkken verilebilir ancak muz olgun olmalı ve kaynar suda iki dakika kaynatılmalıdır. Daha sonra ezilmiş ve çiğ olarak verilir. İshale çok etkilidir, mikserden geçirilerek biberonla verilir.



    Hem yeni doğmuş bebeğe hem yaşlılara, pişirilip, emzirerek verilir, canlılık kazanmalarını sağlanır. Muz gibi, elma da ishale karşı kullanılır, (bebek 6-7 aylık olmalıdır). İçerdiği selüloz sayesinde kabızlığa, pektin sayesinde de ishale iyi gelir.


    - Kabızlığa Karşı: Çocuğunuza olgun bir elma yedirin. Elmayı iyice yıkayın ve soymayın. İçerdiği selüloz bağırsakta birikip, onu harekete geçirir.


    - İshale Karşı: Olgun,soyulmuş, çekirdekleri çıkartılmış ve rendelenmiş elmadan, çocuğa, her saat başı iki tatlı kaşığı yedirilmelidir. İçindeki pektin toksinleri ve suyu alacaktır.


    İlk başlarda bebeğe yalnız elma, portakal ve muz verilir. Sonra kayısı ve erik kompostosu ezilerek yedirilmeye başlanır. Bazı anneler kuru erik kompostosunun sadece kabızlık çeken çocuklara verildiğini düşünürler ama bu yanlıştır: Kuru erik kompostosu her zaman verilmelidir çünkü mükemmel bir bağırsak düzenleyicidir. Altı aydan büyük olan bebeklere, meyveler çiğ olarak(soyulup,ezilerek) verilir, böylece daha çok C vitamini almış olurlar. Şeftali, armut gibi soyulan meyveleri tercih edin, son zamanlarda her yerde rahat bulunan kivi de vermenizi tavsiye ederim. Kivide, limon ve portakaldan çok daha fazla C vitamini vardır.


    Çocuklara iki yaşından itibaren her türlü meyve verilir. Meyveler olgun olmalı, küçük parçalara bölünerek verilmelidir. Erik bağırsakları yumuşatır,fazla miktarlarda yedirilmemelidir.



    Bazı çocuklarda döküntü ve kaşıntı yapar. Önce bir tane yedirin vücudunun tepkisini kontrol edin. Kışın, konserve ve dondurulmuş meyvelerden yararlanabilirsiniz.



    Fazla aşırıya kaçmamak şartıyla, çocuklara bir yaşından itibaren reçel verebilirsiniz.


    Kuru incir ve hurma iki yaşından önce verilmemelidir. Fındık, badem, fıstık gibi kuruyemişler kesinlikle küçük çocuklara verilmemelidir. Hatta erişemeyecekleri yerlerde saklanmalıdır zira kolayca boğaza kaçıp boğulma vakalarına sebep olabilirler.


    NOT:SEBZE VE MEYVELER ÇOCUĞUN BESLENME SİSTEMİNE 6-7 AYLIK OLDUĞU ZAMAN DAHİL EDİLİR. Bu yavaş yavaş yapılmalıdır. Önce, birkaç kahve kaşığı ezilmiş sebze veya meyve, biberona katılır. Çocuk bunu kabul ederse, miktarlar yavaş yavaş arttırılarak 50 sonra 100 grama ulaşır.




    En önemli protein kaynağıdır ve bebeklere beşinci aylarından itibaren verilir.


    Önce sığır eti, sonra kuzu, sonra da dana, tavuk etleri verilir. Jambon verilebilir, ara sıra da salam yiyebilir. Balık da beş ile altı ay arasında, et ve yumurta ile değişimli olarak verilir. Çocuğa verilen balığın çok taze ve yağsız olması gerekir. Mezgit, dilbalığı gibi balıklar tercih edilmeli, ama uskumru, ringa balığı gibi yağlı balıklar verilmemelidir. Ara sıra, ona konserve sardalya veya ton balığı tattırabilirsiniz. Bazı çocuklar balığı hiç sevmezler o zaman et ve yumurtayla yetinin.


    Et ve balık, 6-7 aylık olmuş çocuğa yavaş yavaş başlatılır. Önce 5 gram (bir kahve kaşığı), sonra 10 gram verilir, böyle devam ederek bir yaşına geldiği zaman 40-50 grama ulaşılır. Et ve balık çok iyi pişirilmeli ve pişirirken yağ kullanılmamalıdır.




    Yumurtada, bir canlı varlığın yaratılması için gereken her madde bulunur, bu açıdan mükemmel bir besindir. Yumurtaya da, diğer besinlere olduğu gibi kademeli olarak başlatılmalıdır. Bazı çocuklar yumurtaya tahammül göstermezler, o zaman ısrar edilmemelidir. Yumurtanın çok taze olmasına dikkat edilmelidir.


    Yumurta fazla verilirse, ishal,döküntü,kaşıntı yapabilir. 6-7 aylık bebeklere katı pişmiş yumurtanın sadece sarısı verilir, 10 aylık olunca da katı pişmiş yumurtanın tümü yedirilebilir. Rafadan yumurta ve tatlılara katılmış yumurtayı ise bir yaşına gelince yiyebilir. 15 aylık olunca, omlet ve sahanda yumurta verilir. Bunları pişirirken tereyağı kızdırılmamalıdır çünkü hazmı zorlaşır. Jöleli yumurta hiç verilmemelidir zira jöle hemen tüketilmezse gerçek bir mikrop yuvası haline gelir.

    Yoğurt, inek sütüne katılan laktik basillerin, sütteki laktozu, laktik aside dönüştürülmesi ile elde edilir. Yoğurt proteinlerin hazmedilmesine yardım eder ve kalsiyum vücut tarafından emilmesini kolaylaştırır.


    Piyasada çeşit çeşit yoğurtlar bulunmaktadır: tam yağlı, yağı alınmış, meyveli olanların yanında ayranın hazır satılanı vardır. 120 gram yoğurt, protein ve kalsiyum açısından, 150 gram sütle aynı değerdedir. Süte alerjisi olan veya sütten bıkmış çocuklara süt yerine yoğurt verebilirsiniz.

    Çocuğun büyümesi için gerekli madeni tuzlar, özellikle kalsiyum peynirlerde bol bol vardır. 30 gram gravyer peynirinde, 250 gram sütte olduğu kadar kalsiyum vardır. Süt gibi peynir de protein ve yağ içerir. Bu yüzden, çocuk süt içmek istemezse, peynir onun yerini tutar.


    Çocuğa ilk olarak taze peynir verilir:yoğurt, çökelek peyniri gibi. Arkadan rendelenebilir, sert hamurlu pişmiş peynirler gelir: çorbasına ve sebze püresine kaşar, gravyer gibi peynirler katılır. (6-7 aylık bebeklerde 1-2 kahve kaşığı ) Mayalanmış peynirler (rokfor , kamamber vs) 6-7 aylık olan bebeklere verilebilir.



    Bebek 10-11 aylık olunca, corn flakes, müsli gibi kavrulmuş tahıllar, sıcak veya ılık sütle , biraz da şeker katılarak verilir. Çocuklar genellikle bunlardan çok hoşlanırlar ama şeker katılmış olanlar pek tavsiye edilmemektedir.



    Küçük harfler veya minik şekiller çorbasına katılabilir. 8-9 aylık olan bebeğe normal şekilde pişirilmiş makarna verilebilir.


    EKMEK, BİSKÜVİ VE HAMUR İŞLERİ



    Kuru bisküviler 6-7 aylıktan itibaren, süte ufak ufak doğranır ya da emmesi için eline verilir. Kremalı bisküvi ve pastalar 2 yaşından önce verilmemelidir.






    18 aylık oluncaya kadar, çocuğa emmesi için verilen ekmek kabuğu, verilir. Ekmek iyice çiğnenmediği zaman hazmı zor olan bir besindir onun için çocuğa ekmek 18 ayından sonra verilmelidir. İkindi kahvaltısında, reçel ve bal sürülmüş olarak yedirilebilir.





    Kakaolu unlar, 8-10 aylıkken başlatılabilir. Daha sonraları, ara sıra bir parça çikolata verilse de bu bir alışkanlık haline gelmemelidir.



    Çocuğa 3 yaşından önce dondurma yedirmeyin, sonra da, ya iyi bir marka seçin ya da bildiğiniz gibi iyi bir pastanenin dondurmasını alın. Açıkta satılan dondurmalar, çocuğunuzun sağlına zarar verilebilir.



    Diş çürümesi iştah kaybı, mide ve bağırsak bozuklukları: bunlar şekerin zararlarının yalnızca birkaç tanesidir. Gece yatmadan önce verilen şeker daha da fazla zarar verir. Dişlerin arasında kalan şeker asitleri, çürüklerin oluşmasını hızlandırır. Ayrıca, ağzında şekerle uyuyan çocuğun boğulma tehlikesi de vardır.



    Çocuk katı mamalara başlatılınca, artık ona içecek vermek gerekir. Sadece su vermek yeterlidir. Gazlı içecekler, fazla kalori içeren şekerli meyve suları ve tabii ki alkollü içkiler verilmemelidir.



    Hazır mamalar çok sıkı kontrolden geçmiş et, sebze ve meyveler kullanılarak imal edilir. Zehirli olabilecek böcek ilaçları, suni gübreler, nitratları içermeyen ürünler kullanılır. Şeker, protein oranları yönetmeliklerle kurallara bağlanmıştır. Bu mamaların diğer bir avantajı da çok ince ezilmiş olup, kolayca hazmedilmesidir. Bebekler bu mamaları severek yerler. Ayrıca, bir kaşık mamayı biberonla karıştırıp, bebeğin sebzeleri kabul edip etmediğini kontrol etmek çok kolay olur.


    Uzun hazırlama işlemlerine gerek kalmadan, hazır mamalar sayesinde, bebeği yeni besinlere başlatabilirsiniz. Mevsim ne olursa olsun, her türlü sebze ve meyvanın elinizin altında bulunması da bu hazır mamalar sayesinde mümkün olur. Hazır bebek mamaları, tatillerde, seyahatlerde, telaşlı zamanlarda annelerin işini çok kolaylaştırır.


    Ama hazır mamaların bazı sakıncaları da vardır. Bazı ailelere fiyatı pahalı gelmektedir. Bu mamaların tatları birbirine benzer(meyveler hariç) bunu siz de tadarak fark edebilirsiniz. Çocuğunuzu devamlı bu mamalarla beslerseniz, onun damak zevkini geliştiremezsiniz.


    Sonuç olarak, bu mamaları yeni gıdalara başlatmak için veya tatillerde işinizi azaltmak için kullanabilirsiniz. Ama çocuğu yalnız bu mamalarla beslemek veya bunları uzun süre kullanmak sakıncalıdır.


    DİKKAT:Açılan hazır mama buzdolabında korunmalı ve 48 saat içinde tüketilmelidir.



    Dondurulmuş gıdaların bebeklere verilip verilemeyeceğini soran mektuplar artarak gelmeye devam ediyor.


    Dondurulmuş gıdalardan hoşlanıyorsanız, onları mutfağınızda kullanıyorsanız, bebeğinize de verebilirsiniz. Ama bir şartla: son kullanma tarihini kesinlikle geçirmeyin, kullanma talimatı okuyun ve ona uyun. Çözülmüş bir gıda maddesini kesinlikle tekrar dondurmayın ve 24 saat içinde bitirin.


    Taze sebzeden çorba ve püre yapacağınız zaman biraz fazla yapın, bunu küçük kavanozlara koyup dondurun. Dondurularak korunan gıdalar, besin değerlerini kaybetmezler, vitaminleri yok olmaz, hiçbir koruyucu madde ilavesi gerekmez.


    Ezilmiş et ve tablet halinde dondurulmuş et, balık, sebze ve meyveler satılmaktadır. Bunlar az miktarda hazırlanacak mamalar için çok pratiktir.


    Bunları çok az suda ve kısa sürede pişirmelidir, daha az vitamin kaybı olur. En ideali mikrodalga fırında 1 dakika tutmak yada düdüklüde pişirmektir. Dondurulmuş ve taze gıda maddeler karıştırılabilir, örneğin dondurulmuş et ve balıkla taze sebze püresi gibi.


    Dondurulmuş etlerin ve sebzelerin tadı tazeleri gibi değildir. Bu yüzden taze ve dondurulmuş maddeleri aynı zamanda vermek doğrudur.


    Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için dengeli ve çeşitli bir beslenme sistemi gerekir.


    Çocuk bebekken fazla bir seçeneği yoktur, yalnızca süt içer. Bütün öğünler birbirinin aynıdır. 4 ila 12 ay arasında sürekli yeni gıdalar ilave edilir. Doktorunuzla sık sık konuşup onun tavsiyelerine göre hareket ediniz. Çocuk 1 yaşına gelince çok çeşitli şeyler yiyebilecek durumdadır. Doktor artık daha genel tavsiyeler verir , her öğünün ayrıntılarına girmez. Artık çocuklarının iyi beslenmesi anne ve babalarının işidir.













     



     










  • Portakal

  • Muz

  • Elma

  • Çilek

  • Reçeller ve Kuru Yemişler

  • Et ve balık

  • Yumurta

  • Yoğurt

  • Peynirler

  • Tahıllar

  • Makarna

  • Pastalar

  • Ekmek

  • Çikolata, kakao

  • Dondurma

  • Şekerlemeler

  • İçecekler

  • Hazır Mamalar

  • Dondurulmuş besinler


  • bebeğiniz için Besinler :

    FOSFOR


    Kalsiyumun vücuda yararlı hale dönüşmesini sağlar. Normal bir beslenme, gerekli fosforu almaya yeter. Peynir, süt, yumurta sarısı en iyi fosfor kaynaklarıdır.


    GLÜSİDLER, KARBONHİDRATLAR, ŞEKERLER


    Bunlar enerji veren gıda maddeleridir. Yaşamak için enerji harcamanız gerekir. Beşiğinde yatan bir bebek fazla hareket etmemesine rağmen çok enerji harcar. Bunun için şekere ihtiyacı vardır. Şekerin her gramında 5 kalori vardır.


    İki tip şeker vardır:


  • Hızlı şekerler: Şeker kamışı, şeker pancarından elde edilen şekerler balda meyvede bulunan şekerlerdir.

  • Ağır şekerler: Pirinç, makarna, ekmek ve genel olarak bütün nişastalı gıdalarda bulunur.

    Birinci tür şekerler hızla kana karışırlar,ikinciler ise ağır ağır emilirler. İkinci tür şekerler tercih edilmelidir.


    İYOT


    Tiroit bezinin çalışması için gereklidir.Bu bez boyunda bulunur, en önemli işlevi enerji kullanımını kontrol etmektir. Normal bir beslenme düzeninde, iyot yeterince bulunur. İyot, özellikle balıkta çok vardır.


    KALORİLER


    Vücudun ihtiyacı olan gıda miktarı, kalori ile ölçülür. Gıdaların besin değeri de kalori ile ifade edilir. Örnek: Bir oduncunun günlük ihtiyacı 4500 kaloridir, yeni doğmuş bir bebeğinki ise kilo başına 120 kaloridir. 2 ila 6 aylık bebeğinki 110, 6 ila 12 aylık bebeğinki 100, 1 yaşından 3 yaşına kadar ise 90 kaloridir. 1 litre anne sütünde (ve inek sütünde) 700 kalori vardır.


    KALSİYUM


    Kemiklerin sağlamlığında büyük rol oynar. Bebeklerin iskeletlerinin oluşması için kalsiyum çok gereklidir. En çok kalsiyum içeren gıdalar süt ve sütlü maddelerdir. İnek sütü, anne sütüne nazaran 3-4 kat daha fazla kalsiyum içerir. Ama bu kalsiyumun bebek bünyesine geçişi çok zordur. Kremada gravyer, kaşar peynirlerinde de bol kalsiyum bulunur. Kuru incir,kuru fasulye,karnabahar, tere de kalsiyum içerir, Vücudun kalsiyumu alabilmesi için fosfora ve D vitaminine ihtiyacı vardır.


    KATKI MADDELERİ


    Piyasada satılan gıda maddelerinin çoğunda bir veya birden fazla katkı maddesi bulunur. Renklendirici, koyulaştırıcı, koruyucu, koku verici, vb. Bu maddeler doğal veya suni olabilirler. Kullanımları yasalara bağlıdır. Kod numaraları paketlerin üstünde yazar. (E harfi ve 3 rakam) Bu maddelerin yararları ve zararları tartışılabilir ama bazılarından özellikle uzak durmak gerekir. E100, E180 kodlu renklendiriciler, kuru yemişlerde kullanılan sülfitlerdir. E250, E251 tuz adı vermekte kullanılan nitrat ve nitritlerdir.


    MADENİ TUZLAR


    Besinlerden alınan başlıca madeni tuzlar şunlardır:tuz, kalsiyum tuzu, fosfor, demir, iyot, potasyum.


    OLİGO ELEMENTLER


    Vücudumuzda çok küçük miktarlarda bulunan minerallerdir. Biyokimyasal açıdan çok gereklidir. Oligo elementler, bakır, çinko, kobalt, manganez, gümüş alüminyum, molibden, selenyum olarak sayılabilir. Bunların eksikliği, ya beslenme bozukluğu, ya da sindirim sisteminin bunları absorbe edememesinden kaynaklanır. Bebeklerde oligo element eksikliği, erken doğum halinde, kötü beslenme, bağırsak hastalıkları olduğu zaman ortaya çıkar.


    POTASYUM


    Şekerlerin vücuda yararlı hale gelmesini sağlar. Vücutta bulunan tuz miktarı, potasyuma bağlıdır. Yani az tuz alan bir vücut (örneğin vejetaryen bir kişide) tüm tuzunu kaybeder. Sağlıklı bir beslenme düzeninde yeterince potasyum vardır.


    PROTEİN veya PROTİDLER


    Vücudumuzu inşa eden maddedir. Bu yüzden, protein çocuklar için gereklidir. Protein sütte, ette, peynirde, balıkta, yumurtada, tahıllarda, baklagillerde vardır. Proteinler, gram başına 4 kalori içerirler.


    Çocuk proteinsiz büyüyebilir mi? Yani vejetaryen rejim uygulanabilir mi? Bu rejimde, et ve hayvansal proteinler (süt ve yumurta) yenmez, nebati proteinler (soya,badem) yenir. Bu rejimi hiç tavsiye etmiyorum, hatta zararlı olabileceğini bile düşünüyorum. Büyümekte olan bir bebek, böylesine dengesiz bir beslenme ile gelişemez.


    Buna karşılık, et ve balık verilmeden ama başka hayvani proteinler (yumurta,süt) ilave edilerek hazırlanmış bir rejim, çocuğun gelişmesini tehlikeye atmaz.


    Ne kadar protein verilmeli? Uluslar arası sağlık örgütlerinin tavsiyelerine göre 0 ile 2 aylık bebeklere günde kilo başına 2, 4 gram , 2 ila 6 aylık bebeklere günde, kilo başına, 1, 7 gram, 6 ile 12 ay arası günde kilo başına 1, 2 gram, 1 ile 3 yaş arasındaki çocuklara günde kilo başına 0, 9 gram protein verilir.


    SELÜLOZ


    Ağırlığı ve hacmi sayesinde bağırsakların çalışmasına yardım eder, bu açıdan çok gereklidir. Selüloz meyve ve sebzelerde bulunur.


    SODYUM KLORÜR


    Mutfakta kullandığımız tuzun kimyasal ismidir. Vücudumuzun tuza ihtiyacı vardır. Çünkü, tuz vücuttaki suyun hareket etmesinde rol oynar. Ayrıca, tuz midedeki asitlerin salgılanmasını sağladığı için hazmı kolaylaştırır. Aşırı tuz zararlıdır çünkü yetişkinlerde yüksek tansiyona neden olur. Bebeklerin mamalarına da fazla tuz konulmamalıdır.


    VİTAMİNLER


    Yağlar, şekerler, proteinler, kalori kaynağıdır yani enerji verirler. Vitaminler ve mineraller kalori vermezler. Onların görevi, kalori veren besinlerin vücut tarafından kullanılmasını sağlamaktır. Vitaminler çok çeşitlidir:


     



  • A VİTAMİNİ: Çocuğun büyümesinde ve mikrobik hastalılıklarla savaşmasında önemli bir rol oynar. A vitamini, havuçta, maydanozda, kayısıda, tereyağında, balık yağında, yumurta sarısında, ciğerde, sardarya balığında bulunur.

     



  • B VİTAMİNLERİ: B vitaminleri çeşitlidir: B1,B2,B6,B12,vs... B vitaminleri, sinir sisteminin, kasların, sindirim sisteminin, kanın sağlığı üzerine etkisi vardır. Bitkisel ve hayvansal gıdaların hemen hemen tümünde bu vitaminler bulunur. Özellikle buğday ve ciğerde çok vardır.

     



  • C VİTAMİNİ: Bu vitaminin kimyasal işlevi çok önemlidir. C vitamini eksikse, kanamalar, yorgunluk, ağrılar ortaya çıkar. Eski zamanda, gemiciler denize açıldıkları zaman, skorbüt denilen bir hastalığa tutulurlardı. Dişleri dökülür, ciltlerinin üstünde kırmızı kan lekeleri belirir, bitkin düşerlerdi. Bunun nedeni, C vitamini eksikliğidir. Artık bilinmektedir ki yalnızca konservelerle beslenen kişilerin bol bol limon, portakal gibi meyveler yemesi gerekir. Artık, skorbüt hastalığı ortadan kalkmıştır. C vitamini, sıcakta ve açık havada yok olur. Çabuk ve üstü kapalı olarak pişirilirse, besinlerde bir miktar C vitamini kalır.


    100 gram taze meyvede bulunan C vitamini miktarları (mg olarak): Limon, portakalda 45, greyfurtta 40, Frenküzümü 35, mandalinada 30, frambuazda 25, ananasta 24, domateste 23, Ayı üzümü 16, olgun muzda 10, kiraz,şeftalide 8, kavunda 6, erik ve elmada 5, üzüm,kayısı,armutta 4,incirde 2. Kivi, 300 mg ile, en fazla C vitamini içeren meyvedir.


     



  • D VİTAMİNİ: D vitamini eksikliği raşitizme neden olur. Kalsiyum ve fosforun bünye tarafından emilmesine yarar. D vitamini, güneşin ültraviyole ışınlarının, deriye temasıyla oluşur. Ayrıca balık yağı da D vitamini açısından çok zengindir çünkü balıklar, güneş gören yosunlarla ve hayvanlarla beslenir.

    Şehirlerde, sis ve hava kirliliği, güneş ışınlarını engellerler. Bu yüzden kış mevsimlerinde çocuklara D vitamini verilir... Esmer, koyu tenli çocukların D vitamini ihtiyacı daha fazladır.


    Bu saydıklarımızın dışında, başka vitaminlerde vardır. E vitamini büyümede, K vitamini kanın pıhtılaşmasında, P vitamini damarların sağlamlığında, folik asit, sinir sisteminin direncinde rol oynar. Dengeli bir beslenme, çocuğun vitamin ihtiyacını karşılamak için yeterlidir.


    YAĞLAR


    2 türlü yağ vardır:



  • Bir besin maddesinin yapısının içinde olan yağlar: bunlar en çok sığır etinde bulunur.

  • Saf halde bulunan yağlar: Bu yağların bir kısmı hayvani, (tereyağı), bir kısmı da nebatidir.(bitkisel)


    Yağların bazıları temel yağlardır, vücut bunları üretmez gıda yoluyla alınması gerekir. Bunlar doymamış yağlardır. En önemlisi linoelik asittir, bu asit beynin ve sinir siteminin oluşmasında temel bir rol oynar. Doymamış yağlar, ay çiçeği, soya, mısır yağlarında bulunur. Anne sütünde, doymamış yağ vardır. İnek sütündeki doymamış yağ oranı anne sütüne nazaran çok azdır. Bu yüzden hazır bebek sütlerine bu yağlar ilave edilir.


    Yağlar çok besleyicidir: 1 gramında 9 kalori vardır. A ve D vitaminlerinin vücut tarafından emilmesinde büyük rol oynarlar. Ancak, yağların hazmı zordur. Bu yüzden pişmiş yemeklerin yağ emmemiş olması gerekir. Yemek pişirilmeli, yağ sonradan ilave edilmelidir. Yağ sıcaksa mideyi tahriş eder. Tekrar tekrar ısıtılması daha da kötüdür.


    Çikolata, badem, ceviz, zeytin de bu tür yağlar vardır. Günümüzde fazla yağlı yemenin kalp ve damar hastalıklarına yol açtığı bilinmektedir. Bu yüzden çocuğun beslenmesinde de yağ ölçülü olarak kullanılmalıdır.






  • Bebeği Beslerken Gazını Çıkartmak :

    Bebeklerin süt içerken hava yutması çok doğaldır. Bebek, yuttuğu havadan ya gaz çıkararak ya da geğirerek kurtulabilir. Biberonla beslenen bebeklerde çok sık görülmesine rağmen, anne sütüyle beslenen bebekler de hava yutabilir.


    Bebeğinizi beslerken gaz çıkarması için arada ona fırsat verin; emziriyorsanız göğüs değiştirirken bebeğinizin gazını çıkarın. Yuttuğu hava ona tokluk hissi verebilir ve onu rahatsız ederek ihtiyacı olan besini almasını engelleyebilir. Ya da gaz midesine baskı yaparak, bebeğinizin kusmasına sebep olabilir. Bebeğiniz mutluysa, geğirecek kadar hava yutmamıştır; kıpırdanıp yüzünü buruşturuyorsa hava yutmuştur, bu yüzden bir süre daha deneyin. Ancak gazını hemen çıkarmasını beklemeyin.


    Bebeğinizin yuttuğu havayı çıkarmak ve onu rahatlatmak için şunları deneyebilirsiniz;


     


  • Onu poposundan tutup, başı omzunuza gelecek şekilde kendinize yaslayın sırtını yavaşça sıvazlayın ve ritmik bir şekilde nazikçe vurun. Ağzından biraz süt gelme ihtimaline karşı omzunuza temiz bir havlu ya da bez örtebilirsiniz.

  • Bebeğinizi yüzüstü dizlerinize yatırarak ve nazikçe sırtını sıvazlayarak da bebeğinizin gazını çıkartabilirsiniz. Ağzından biraz süt gelme ihtimaline karşı dizlerinize temiz bir havlu ya da bez örtebilirsiniz.

  • Bebeğinizin 3. ayından sonra dizinize oturtup, bir elinizle göğsünden tutarak diğer elinizle sırtını sıvazlayarak gazını çıkartabilirsiniz.

     




  • 0-6 aylık bebeğin beslenmesi :
    -6 Aylık Bebeğin Beslenmesi:

    İlk 6 ay bebekler anne sütü ile beslenmelidir.


    İlk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenen bebekler ishal, zatürre gibi bulaşıcı hastalıklara, allerjik hastalıklara daha az yakalanırlar ve daha sağlıklı büyürler.


    Bu aylarda anne sütü ile birlikte verilen ek besinler bebeğin emme gereksinimini azaltacağından anne sütünden yeterince yararlanmasını engeller.


    Dört aydan önce bebeğinizin anne sütü dışında suya ya da başka sıvılara (bitkisel çaylar, meyve suyu, vb.) ihtiyacı yoktur.


    Doğumdan sonra ilk günlerde salgılanan anne sütü çok besleyicidir.


    Bebeğinizi sık sık (1-2 saat aralarla veya her ağladığında) emzirerek bu sütten faydalanmasını sağlayınız.


    Anne sütü ile beslenen bebeklere 4. haftadan başlayarak D vitamini içeren damla ya da şurubu düzenli kullanınız.


    Bebeğinizi emzirirken rahat bir pozisyonda oturunuz.


    Bebeğinizin yalnız meme ucunu değil, meme ucu etrafındaki koyu renkli bölümü de kavramasına dikkat ediniz.


    Göğüs uçlarında acıma, çatlak gibi durumlar görülebilir.


    Böyle bir durumda bebeğinizi doğru teknikle emzirmeye devam ediniz. Göğüslerinizi kuru tutun , geçmezse doktorunuza başvurunuz.


    Bebeğiniz bir meme ile beslenmiş ise bir sonraki emzirmede diğer meme verilmelidir. İki meme verilmişse bir sonraki öğüne son verilen taraftan başlanır.


    Tüm annelerin sütü yararlıdır. Anne sütü ile beslenen bebekler her beslenmeden sonra kaka yapabilirler. Bu durum normaldir.


    Emziren anneler her zaman sütyen giymelidir.


    Bebeğinizi sık besleyiniz çünkü göğüslerin boşalması ile süt yapımı artar. Emzirmediğiniz durumlarda göğsünüzü elle sağarak veya süt pompası yardımıyla mutlaka boşaltın.


    Bebeğin yeterince anne sütü aldığı , haftada en az 150 gr. kilo alması ve günde en az 6-7 kez bezini ıslatması ile anlaşılır.


    Emziren anneler günde en az 2 su bardağı süt veya yoğurt tüketmeli , tüm besin gruplarından düzenli olarak yemelidir. Emziren anneler SİGARA İÇMEMELİDİRLER!!! Çay ve kahve içilmemeli veya az tüketilmelidir.


    Çalışan anneler sütlerini sağarak saklayabilirler. Anne sütü oda ısısında 6 saat, buzdolabı rafında 24 saat, derin dondurucuda 6 ay değerini kaybetmeden bekletilebilir. Saklanan anne sütü hiç bir zaman kaynatılmamalıdır. Kullanmadan önce kavanoz sıcak suda bekletilerek ısıtılmalıdır.



    6-9 aylık bebeğin beslenmesi :
  • 9 AYLIK BEBEK BESLENMESİ Bebeğinizi sadece anne sütü ile besliyorsanız, ek gıdalara en erken 6. aydan sonra başlamalısınız. Bu dönemde bebeğinize verdiğiniz ek gıdaların anne sütünün tamamlayıcısı olduğunu unutmamalısınız. Ek gıdaya geçişte, özellikle katı gıdaların verilmeye başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilirler. Bebeklerin istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 6. aydan sonra düzelir. Bebeğinizin beslenme durumu en iyi kilo alışları ile değerlendirilir. Bu sebeple bebeğinizi düzenli olarak takip ettiriniz.

  • EK BESİNLER: Bu dönemde verilecek ek besinler meyve püresi, sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel, bisküvi, ekmek, yumurta gibi yiyecekleri içerir.

  • Ek besinler kaşıkla veya bardakla az miktarlarda başlanarak verilir, daha sonra öğün haline getirirlir.

  • Yeni deneyeceğiniz besinleri bebeğiniz aç iken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz.

  • Ek besinlerin hepsine ayni haftada başlamayınız. Yeni besinleri en az birer hafta arayla beslenme programına ekleyiniz.

  • Yeni besinlerin allerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz.

  • Bebeğinize hiçbir zaman şekere veya reçele batırılmış yalancı meme vermeyiniz.

  • Bebeğinizin hoşlanmadığı besinleri 2-3 hafta aralarla tekrar vermeyi deneyiniz.

  • Bebeğinize vereceğiniz tüm yiyceklerin temiz ve taze pişmiş olmasına dikkat ediniz. Bebeğinize 18. ayın sonuna kadar kaynatılmış su veriniz!!!

  • MEYVA SUYU VE MEYVA PÜRESİ: Elma, şeftali, üzüm, mandalina gibi meyvaların suları, tercihen püreleri 1-2 tatlı kaşığından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırır. Hazırlanışı: İlk verilecek meyva mevsimine göre elma veya şeftalidir. Meyvalar iyice yıkanır, kabukları soyulur, cam rendede rendelenir. Günde bir veya iki kez öğün aralarında olmak üzere yarım muz veya orta büyüklükte bir meyva verilebilir. Meyva suyu ve pürelerine şeker eklenmemelidir. Meyva püreleri yoğurt ile karıştırılarak bir öğün olarak verilir.

  • MUHALLEBİ: 6. ayda başlanır. Genellikle akşam öğünü olarak verilir. Muhallebi pastörize süt veya hazır mamalarla hazırlanabilir. Hazırlanışı: 1 su bardağı pastörize inek sütü, 3 tatlı kaşığı pirinç unu , 2 tatlı kaşığı şeker ile yapılır. Pirinç unu soğuk sütün bir kısmı ile iyice ezilir. Kalan süt eklenir ve karıştırarak pişirilir. İndirmeye yakın şeker eklenir. Hazır mama ( Formül süt) ile hazırlanışı: 1 su bardağı su ve yaklaşık 3 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak su muhallebisi yapılır. Ateşten indirilir, biraz soğuduktan sonra 6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Gerekirse tel süzgeçten geçirilir.

  • YOĞURT: Genellikle ikindi öğünü ek gıdası olan yoğurt, muhallebi yerine de verilebilir. Hazırlanışı: Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa (40’C) kadar soğutulur. Bir litre süte 1-2 çorba kaşığı süt içinde sulandırılmış bir çorba kaşığı yoğurt maya olarak eklenir ve yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeksizin sıcak bir yerde 4 saat bekletilir.

  • SEBZE ÇORBASI VE PÜRESİ: 6. ayda muhallebiye başladıktan 1-2 hafta sonra genellikle öğle öğününde, 1-2 tatlı kaşığından başlanarak yavaş yavaş arttırılarak verilir. 1. hafta (sebze çorbası): 4 su bardağı su, 2 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 1 tatlı kaşığı pirinç konarak 45-50 dakika ağzı kapalı kapta pişirilir. Düdüklü tencerede pişirecekseniz 1 su bardağı su ve 15 dakika pişirmek yeterlidir. Tel süzgeçten geçirilir. Bu sulu çorba önce yarım çay bardağı ile başlanır, yavaş yavaş arttırılarak verilir. 2. hafta (basit sebze püresi): Yukardaki gibi daha az su ile ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağı konarak pişirilir. Havuçlar, patatesler tamamen ezilerek püre haline getirilir. 3. hafta (karışık sebze püresi): Mevsim sebzeleri eklenerek içerik zenginleştirilir. Küçük kaplarda 1-2 gün buzdolabında saklanabilir. Ancak yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, maydonoz, pazı vb.) günlük eklenip , hemen tüketilmelidir. Yeşil yapraklı sebze içeren çorbalar bir kereden fazla ısıtılmamalıdır. Bu dönemde hazırlanan sebze püresine tepeleme bir çorba kaşığı kıyma ( 3 kez çekilmiş ) eklenebilir.

  • KAHVALTI: Bebeğiniz yukardaki besinlere alıştıktan sonra (6-7.ayı bitirdikten sonra) kahvaltıya başlanır. Hazırlanışı: Hazır mama (formül süt) veya pastörize inek sütü, peynir, reçel ya da pekmez ve ekmek ile hazırlanır. Tuzu çıkarılmış peynir ve reçel süt içinde ezilir ve karışıma ekmek içi katılır. Önce 1-2 tatlı kaşığı olarak başlanır ve giderek arttırılır. Bir yaşından önce bal verilmemelidir. Kahvaltıya 1 çay kaşığı tereyağ eklenebilir. Kahvaltı yarım ince dilim ekmek yerine 2-3 bisküvi ile de hazırlanabilir.

  • YUMURTA: Katı pişmiş yumurta sarısı bebek kahvaltıya alıştıktan sonra (8. ayda) 1 çay kaşığı olarak başlanır, yavaş yavaş miktarı arttırılır. 1 haftanın sonunda bebek tam bir yumurta sarısı yiyebilir. Yumurtanın beyazının bir yaşından önce verilmesi genellikle tercih edilmez.

  • ET: 7-8 aylarda bir tepeleme çorba kaşığı pişmiş kıyma veya orta boy ince bir biftek veya derisiz tavuk eti parçası sebze püresi hazırlanırken içine eklenir.

  • TAHILLI ÇORBALAR: 8. ayda mercimek, yoğurtlu yayla, acısız tarhana çorbaları verilebilir.

  • KÖFTE: Baharatsız olarak hazırlanmış köfte 8. ayda verilebilir.

  • PİLAV, MAKARNA & DOLMALAR: 8. aydan sonra yoğurt ile karıştırılarak verilebilir.

  • SU: 8. aydan sonra bebeklerin hareketleri artar, öğün aralarında da susayabilirler.

  • BALIK (kılçıksız): 8. ayda öğle öğünlerinde püre şeklinde et yerine değiştirilerek verilebilir.

  • KARACİĞER: 8. ayda öğle öğünlerinde et ile değiştirilerek 15 günde bir kez verilebilir. Kuzu, koyun veya dana ciğeri kullanılır. Karaciğer az tuzlu suda haşlanır, zarı çıkartılır, püre şeklinde sebze püresinin içine eklenir.

  • ***ÇAY: Çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Diğer gıdaların ve özellikle demirin barsaktan emilimini engeller!!!

  • 6 AYLIK BEBEK İÇİN ÖRNEK MENÜ: Sabah uyandığında: Anne sütü Sabah: Meyva püresi ve anne sütü Öğle: Anne sütü İkindi: Sebze püresi ve anne sütü Akşam: Anne sütü ve/veya muhallebi* Gece: Anne sütü** * Muhallebi akşam yerine sabah öğününde verilebilir. ** Bebek isterse

  • 7 AYLIK BEBEK İÇİN ÖRNEK MENÜ: Sabah uyandığında: Anne sütü Sabah: Anne sütü ve 6-10 tatlı kaşığı muhallebi* Öğle: 6-10 tatlı kaşığı meyva veya sebze püresi ve anne sütü İkindi: 6-10 tatlı kaşığı meyva püresi ve bir çay bardağı yoğurt ve anne sütü Akşam: Anne sütü ve 6-10 tatlı kaşığı muhallebi Gece: Anne sütü** * Sabah muhallebi yerine kahvaltı verilebilir. ** Bebek isterse

  • 9 AYLIK BEBEK İÇİN ÖRNEK MENÜ: 06.00-06.30: Anne sütü 08.00-09.00: Kahvaltı 1 çay bardağı meyva suyu (evde yapılmış taze), yarım yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı peynir, 1 çay kaşığı yağ, 1 tatlı kaşığı reçel veya pekmez, 4-5 bisküvi 12.00-12.30: Öğle 1 kase kıymalı veya tavuk etli sebze püresi ve anne sütü 16.00-16.30: İkindi 1 kase yoğurt ve yarım meyvanın püresi veya bisküvi 19.30-20.30: Akşam 1 kase muhallebi ve anne sütü


  • 9-12 aylık bebeğin beslenmesi :






    Bu dönemde yetişkinler için pişirilen ev yemeklerinin çoğunluğu püreler halinde, az baharatlı, az tuzlu olarak bebeğe verilebilir. ***Çocuğunuz 1 yaşına gelince aile ile birlikte mama sandalyesini sofraya yaklaştırarak yemek yemeğe alıştırınız ve kendi kendine yemesine fırsat tanıyınız. Sebze, meyve, köfte, patates gibi yiyecekleri küçük parçalar halinde hazırlayarak önüne koyunuz. Bebeğinizi beslemeye başlamadan önce birlikte vakit geçirin, bebeğinizle onu cesaretlendirecek biçimde konuşun. Beslemeye başlamadan önce ağzını açmasını bekleyin. Bebeğiniz parmaklarıyla mamasını tutmak isterse, izin verin. Sevmediği besinler için zorlamayın, bir süre vermeyin ve tekrar ayni besini bebeğiniz açken vermeyi deneyin.
  • ÖRNEK MENÜ (12 Aylık Bebekler İçin) Uyanınca: Anne sütü Sabah: Kahvaltı 1 çay bardağı şekersiz süt (120 ml) .½ kibrit kutusu peynir 1 yumurta (gün aşırı) 1 tatlı kaşığı reçel veya pekmez ½ ince dilim ekmek veya 2-3 adet bisküvi Ara: 1 çay bardağı meyve püresi Öğle: 5-6 silme yemek kaşığı kıymalı sebze püreleri (kıymalı dolma içleri, terbiyeli veya sebzeli köfteler, sebzeli tavuk veya balık, kuru baklagil püreleri 5-6 silme yemek kaşığı patates püreleri (makarna, pilav, vb) 1 çay bardağı içecek (süt ve/veya su) İkindi: 8-10 yemek kaşığı yoğurt Ekmek, evde yapılmış ince bir dilim kek veya 2-3 bisküvi 6 yemek kaşığı meyve püresi Akşam: 8-10 yemek kaşığı muhallebi veya öğlenin aynısı Anne sütü






  •                                                                                      


    1996 yılında nakış ile sektöre adım atan firmamız, 1998 yılında bebe konfeksiyon imalatına geçiş yapmıştır. 2000 m2 kapalı alanda ve üretimin tüm aşamalarını kendi bünyesinde barındıran firmamız 0-12 yaş bebe ve çocuk giyim ve nakış işleme üzerine faaliyet yürütmektedir.

    Şort, 12 yaşa kadar tek üst, tek alt, slopet, penye gurubu üzerine üretimini yoğunlaştıran firmamız, günün trendlerine uygun tasarımları, modern üretim tesisleri, zengin ürün çeşitleri ve prensipli çalışma anlayışı ile hedeflerinin önemli bir kısmını yakalamıştır.

    Müşteri memnuniyetini DAİMA KALİTE perspektifi ile pekiştiren ve bu anlayışı temel işletme politikası olarak benimseyen firmamız, ulusal ve uluslararası pazarda pazar payını arttırmak için gerekli AR-GE çalışmaları aralıksız devam etmektedir.

                 
    • Eykon Textile started with embroidery in 1996 and has moved to baby ready-made in 1998. All production steps are integrated in premises comprising 2,000 sqm of covered areas and activities embrace 0 to 12 age group baby and kid wares including embroidery.
    • We have especially concentrated on Shorts, Single uppers and lowers, Slopet and Combed cotton group and reached to most of our predetermined objectives through modern production facilities, a rich scheme of products and a well established working principle.
    • Eykon has always united the customer satisfaction to its QUALITY FOREVER perspective, established this fact as the enterprise’s production policy and is following up Research & Development studies necessary to increase both national and international market shares                                                                                                                                       
           Thank you for your visit.                                                             
                                                                                 
                                   
        
                                                                                 
                                                                       

                  

                                                                           
                 

    .

    Copyright © Alanay Bilgisayar